TOPRAK RAZGATLIOLĞU: "EKRANDA İSMİMİ EN ALTTA GÖRMEK ÇOK ZOR"
Toprak Razgatlıoğlu, Pramac Yamaha ile adım attığı MotoGP’deki ilk sezonunda yaşadığı zorlukları anlattı.
WorldSBK'da Yamaha ve BMW ile elde ettiği üç dünya şampiyonluğunun ardından 2026 sezonunda Pramac Yamaha ile MotoGP'ye geçiş yapan Toprak Razgatlıoğlu, AS'ye samimi açıklamalarda bulundu. Kariyeri boyunca zor yoldan öğrenmeyi seçtiğini belirten temsilcimiz, MotoGP’deki ilk sezonunun adaptasyon açısından oldukça zorlu geçtiğini dile getirdi.
Moto3 ve Moto2 gibi alt kategorilerden geçmeden doğrudan SBK’dan MotoGP’ye sıçrayan Toprak Razgatlıoğlu, bu süreci şöyle özetledi:
"Kariyerim özellikle Superbike’ta çok iyi geçti. Sürekli geliştik ve ilk şampiyonluğumuzu 2021’de Yamaha ile kazandık. Ardından BMW’ye geçtik ve bu da çok özeldi çünkü BMW daha önce hiç şampiyonluk kazanamamıştı ve biz onlarla iki şampiyonluk elde ettik. Sonrasında 'Tamam, farklı bir şampiyonaya ihtiyacım var' dedim çünkü uzun yıllardır Superbike’ta yarışıyordum. Tam o sırada Yamaha ile MotoGP’ye geçme fırsatı doğdu ve Ben de 'Haydi gidelim' dedim. İlk yıl öğrenme yılı, 2027’de ise kurallar değişiyor ve Pirelli lastikleri geliyor; dolayısıyla belki o zaman daha iyi işler yapma fırsatımız olur. Geçmişte Superbike’ta gerçekten çok iyi bir kariyer inşa ettik ve şimdi MotoGP’deyiz. Bu ilk yılımız ve gerçekten çok zor geçiyor. Hâlâ öğrenmeye ve iyi sonuçlar almaya çalışıyoruz ama görünüşe göre daha fazla zamana ihtiyacımız var. Anlamam gereken daha çok şey ve geliştirmem gereken yönler var çünkü Superbike’tan geldikten sonra MotoGP oldukça farklı hissettiriyor."
Temsilcimiz, neden Moto3'ü denemediğini ise şöyle anlattı:
"Çünkü o dönemde 250cc bir motosikletle gerçekten güçlü değildim. Ayrıca boyum uzundu ve Moto3 motosikletlerini hiçbir zaman pek sevmedim. İlerleyen dönemde Moto2’de de hiçbir fırsatım olmadı ve ben de doğrudan Superbike padoğuna gittim; orada gerçekten özel bir kariyer yaptım. Sonrasında başka bir meydan okumaya ihtiyacım olduğunu hissettim ve MotoGP fırsatı ortaya çıktı. Moto3 veya Moto2’den geçmedim, doğrudan Superbike’tan MotoGP’ye atladım. Bu padoğu seviyorum çünkü Formula 1’e benziyor, çok büyük bir etkiye sahip. Ancak motosikletler farklı, her şey farklı ve bu benim için çok zor oluyor. Daha fazla zamana ihtiyacım var."
"MotoGP’ye ulaşmak için normalde Red Bull Rookies Cup, Moto3, Moto2 aşamalarından geçmeniz gerekir… Ben bu yolu hiç izlemedim. Sadece Superbike’ta yarışmaya devam ettim. Amacım dünya şampiyonluğunu kazanmaktı ve MotoGP’yi düşünmüyordum. Ancak Superbike’ta üç dünya şampiyonluğu kazandıktan sonra 'Tamam, neden şimdi MotoGP’ye gitmeyelim?' dedim. Orada biraz sıkılmaya başlamıştım çünkü yarışları çok sık kazanıyorduk. Bu harika bir şey ama bazen bunun yeterli olmadığını hissediyorsunuz. Her zaman daha fazlasını arıyorsunuz. Ben de 'Neden MotoGP’yi denemeyeyim?' diye düşündüm. Belki geçiş yapmak için mükemmel bir zaman değildi; şu anda gerçekten mutlu değilim çünkü Yamaha yeni bir proje geliştiriyor, motosikleti iyileştirmeye çalışıyorlar ve ben de adapte olmaya çalışıyorum. Tüm bunlar çok zor. Ama belki önümüzdeki yıl çok daha iyi sonuçlar görürüz."
Zirveye oynamaya alışkın bir sürücü olarak alt sıralarda mücadele etmenin psikolojik zorluğuna değinen Razgatlıoğlu, iç dünyasını şu sözlerle paylaştı:
"Her zaman asla kolay yoldan öğrenmediğimi söylerim. Örneğin Superbike’tayken hiç Ducati kullanmadım. Herkes Ducati’nin en iyi motosikletlerden biri olduğunu bilir. Ben her zaman biraz daha yavaş bir motosikletle öğrenmek zorunda kaldım ve sonunda şampiyonluğu kazandım. Bu durum kendimi daha iyi hissettiriyor çünkü her zaman savaşmak zorundayım ve bu çok önemli. Şimdi MotoGP’deyim ve Yamaha gelişmeye çalışıyor. Hepimiz Yamaha’nın çok güçlü bir marka olduğunu biliyoruz ve yakında yeniden rekabetçi olacaklarına inanıyorum. Ancak bu dönem benim için çok zor geçiyor çünkü ben kazanmaya alışkın bir sürücüyüm. MotoGP’ye geldim ve şu anda neredeyse tam tersi bir durumdayız. Ekrana baktığımda ismimi en sonda görüyorum ve bu çok zor. Garaja döndüğümde ismimi aşağıdan yukarıya doğru aramaya başlıyorum. Superbike’ta ise doğrudan en üste bakardım çünkü her zaman orada olduğumu bilirdim. Bu gerçeklik çok sert. Sıkıcı ve gerçekten kötü geçen hafta sonları oluyor, bazen motivasyonumu kaybediyorum. Bu normal, biz yarışçıyız. Ama gelecekte ne olacağını göreceğiz."
Superbike ile MotoGP arasındaki teknik farkları değerlendiren temsilcimiz, motosiklet paketinin önemine vurgu yaptı:
"MotoGP’de iyi bir motosikletiniz yoksa, sürücünün büyük bir fark yaratması çok zordur. Bu yılki Formula 1’e benziyor. Geçen yıl McLaren her zaman en iyisiydi, bu yıl ise Mercedes. Burada da iyi bir motosikletiniz ve iyi bir paketiniz varsa her zaman rekabetçi olursunuz. Superbike’ta ise durum tamamen farklı. BMW’ye gittiğimde herkes 'Kariyerin bitti' dedi. Ama ben o projeye inandım çünkü o motosikletin kötü olmadığını biliyordum. Sadece iyi bir ayara, inanmaya ve sürmeye ihtiyacınız vardı. Ben de bunu yaptım. Ve herkes sürücünün büyük bir fark yaratabileceğini gördü. Burada ise bu çok daha zor. Pistte hepimiz benzer bir seviyedeysek, o zaman sürücü fark yaratabilir: frenlemede, viraj çıkışlarında… Ama motosikletler aynı seviyede değilse, sürücünün o farkı kapatması imkansızdır. Yağmur koşullarında veya pistin ıslak ile kuru arasında kaldığı durumlarda, kuru zemin lastikleriyle yarışıyorsak sürücü fark yaratabilir. Bazı sürücüler o durumlarda korkar, bazıları ise gerçekten iyi sürer; bu yüzden orada fark yaratmak daha kolaydır. Ama ben hiçbir zaman özel olduğumu söylemem..."
Toprak Razgatlıoğlu, "Kendinizi özel bir sürücü gibi hissediyor musunuz?" sorusuna ise şöyle cevap verdi:
"Hakkımda bu şekilde konuşmayı sevmiyorum. Hiçbir zaman 'Dünya Şampiyonluğunu ben kazandım' demem. Her zaman 'Biz kazandık' derim. 'Biz' demeyi seviyorum çünkü yalnız değilim, her zaman bir takımız. Özel bir sonuç elde ettiğimizde bunu hep birlikte başarırız, tek başıma başarmam. Bu yüzden 'Ben özelim' veya 'Ben dünya şampiyonuyum' demeyi asla sevmem. 'Ben şöyleyim' demeyi sevmiyorum, 'Biz böyleyiz' demeyi seviyorum."
Kaynak: AS.com