MotoGP

MotoGP

Alex Marquez: Marc’ın Gölgesinde Depresyona Girdim Ama Kendimi Bulmayı Başardım

Álex Márquez, Marc Márquez'in kardeşliği ve baskısıyla başa çıkma sürecini anlatarak, geçmişte depresyon atlattığını ancak zamanla bu durumu motivasyona çevirdiğini açıkladı.

Duygu

31 Temmuz 2026

Alex Marquez: Marc’ın Gölgesinde Depresyona Girdim Ama Kendimi Bulmayı Başardım

Motosiklet tarihinin en başarılı isimlerinden birinin kardeşi olarak yarışmak hiçbir zaman kolay olmadı. Gresini Ducati pilotu Álex Márquez, kariyeri boyunca abisi Marc Márquez ile yapılan kıyaslamaların bir dönem kişisel hayatını ve ruh sağlığını olumsuz etkilediğini itiraf etti.

30 yaşındaki İspanyol sürücü, kariyerinin ilk yıllarında yaşadığı zorlu dönemi MotoGP'ye anlattı:

"Çok sayıda dünya şampiyonluğu bulunan Marc'ın gölgesi çok uzun. Başlangıçta bocaladığım ve acı çektiğim doğru. Bir dönem depresyonda girdim ve her şeyi kafamda aşırı büyütüyordum. Sürekli kendimi onunla kıyaslamaya çalışıyordum.

Kıyaslamaya gerek olmadığını zamanla anladım. Olumlu tarafta kalmayı tercih ettim. Evde sahip olabileceğim en iyi örneğe sahiptim.

Yarışlara gelirken şöyle düşünüyordum: 'Evde, MotoGP'de kazanan pilotla birebir aynı çalışmayı yapıyorum.' Bu bana büyük bir huzur, özgüven ve motivasyon verdi."

Kariyerinde dönüm noktası olan ve Marc'ın gölgesinden çıktığını hissettiği dönemi anlatan İspanyol sürücü, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"O yıl benim için benzersiz ve gerçekten çok özel bir şeydi. Birçok podyum elde ettim ve MotoGP'deki ilk galibiyetimi kazandım. Büyülü bir şeydi. Álex Márquez artık bir MotoGP galibiydi.

O yılı annemle paylaşabildiğim için çok şanslıydım. Ancak ne yazık ki Marc gibi benzersiz bir pilotla ve bir efsaneyle yarıştığınızda, seviyenizi daha da yukarı çekmeniz gerekiyor. O dönem, Marc'ın gölgesinden çıkıp kendi adıma parlamaya başladığımı en çok hissettiğim zamandı."

Bir MotoGP motorunu sürmenin yarattığı hissiyatı ve çocukluk yıllarından gelen tutkusunu aktaran Álex Márquez, şu ifadeleri kullandı:

"Pratik olarak bir motokros pistinin yanında doğdum. Ben dünyaya geldiğimde motosikletler zaten aileimin bir parçasıydı. Tüm MotoGP yarışlarını televizyondan izlediğimi hatırlıyorum; bu tutku ailemden geliyordu.

Dünyanın en iyi motosiklet şampiyonasında olmak benzersiz bir şey. Kötü bir gün veya olağanüstü bir gün geçirebilirsiniz, ancak motosikletin üzerine çıktığınızda sadece siz ve motosiklet kalır. Diğer her şey yok olur.

Birçok spor yaptım ve hayatta çok şey denedim ama asla böyle bir bağlantı hissetmedim. Bu tıpkı tatile gidip telefonunuzu kapatmak ve hiçbir şey düşünmeden plajda yatmak gibi bir şey. Tam olarak bu, ama tamamen motosiklete odaklanmış durumdasınız. Etrafınızda olup biten her şeyi unutuyorsunuz."

Zafer hırsını ve Katalonya Grand Prix'sinde geçirdiği ağır kazanın ardından yaşadıklarını eksiksiz şekilde şöyle anlattı:

"Sizi en çok iten şey galibiyetlerdir. Bu böyledir. İyi sonuçlar hepimizin aradığı şeydir. Herkes buraya kazanmak için geliyor. Kimse üçüncülükle, dördüncülükle ya da podyuma çıkmakla yetinmez. Her zaman biraz daha fazlasını istersiniz. Kazandığınızda bile bir pilotun zihniyeti şudur: 'İki saniye farkla kazandım ama bir dahakine üç saniye olsun istiyorum.'

İşin diğer tarafında ise düşüşler ve sakatlıklar var. Çok hızlı bir motosiklet üzerindeyiz, bu yüzden kazalar bu sporun bir parçası.

Bu yıl Katalonya'da çok ağır bir kaza yaşadım. Evdeki ilk hafta çok zordu. İyileşmeye çalışırken dört gün hastanede yattım ve gerçekten çok acı vericiydi. İlk günlerde 'MotoGP ile ilgili hiçbir şey görmek istemiyorum. Sadece tüm bunları unutmak istiyorum' diye düşünüyordum.

Kazadan iki buçuk hafta sonra takvime bakıyor ve şöyle düşünüyordum: 'Benim tutkum bu. Geri dönmek istiyorum ve daha güçlü dönmek istiyorum.'"

Hayata bakışını ve insanların kendisini nasıl hatırlamasını istediğini anlatan Álex Márquez, sözlerini noktası noktasına şöyle tamamladı:

"Hayatımı bir motosikletin üzerinde olmadan düşünemiyorum. Tutkum, kötü anlardan veya sakatlıklardan çok daha büyük. En çok sevdiğim işi yapabildiğim için çok şanslıyım. Bu yüzden devam ediyorum ve çok genç yaşta yapmaya başladığım gibi her gün birçok şeyden fedakarlık etmeye devam ediyorum. Artık yaşam tarzımın bir parçası oldu. İstediğim hayat bu.

Bana sık sık emekli olduğumda nasıl hatırlanmak istediğimi soruyorlar. Bu spor için her şeyini veren bir pilot olduğumun söylenmesini isterim.

Birçok insan sizi bir kahraman ya da özel biri olarak görüyor ama ben eve dönüp tamamen normal bir insan gibi hissetmeyi çok seviyorum. Köpeklerimi gezdirmeyi, sokakta yürümeyi, dağa çıkmayı ya da bisiklet turuna çıkmayı seviyorum.

Biri beni sokakta durdurup özel biri olduğumu söylediğinde, her zaman şöyle cevap veriyorum: 'Hayır, ben de sizin gibi normal bir insanım. Sizinle aynı süpermarkette alışveriş yapıyorum ve normal bir hayat sürmeyi seviyorum.'"